halifelik
Büyüt
622-750 yılları arasında İslam Devleti 

Halifelik nedir?

Saltanat bir ülkenin yönetiminde hükümdar, padişah veya sultan olarak adlandırılan tek kişinin egemen olmasıdır. halife ise Hz. Muhammed'in vekili olarak Müslümanların imamlığını ve şeriatın koruyuculuğunu yapmakla görevli kimsedir. Halifelik ise halifenin temsil ettiği makamdırhalifelik

Halife, Peygamber'in dünya işlerine vekalet eden kişidir. 16'ncı yüzyılın başında Yavuz Sultan Selim'in Memluklar'a son vermesiyle birlikte halifelik Osmanlı Devleti'ne taşınmıştı. Bu tarihten sonra Osmanlı Devleti dini esaslarla yani şeriatla idare edilmeye başladı. Halifeliğe 3 Mart 1924'te son verildi.

Hz. Muhammed'den sonra Müslümanlar'ın yönetimini üstlenen kurumdur. Daha Hz. Muhammed'in sağlığında ondan sonra Müslümanlar'ın dünyasal sorunlarını çözecek, dinsel birliğini koruyacak bir kuruma gerek olduğu ortaya çıkmıştı. Ama Hz. Muhammed bu konuda açık bir kural koymamıştı.

Onun ölümünden (632) sonra İslam toplumunun ileri gelenleri toplanarak Hz. Muhammed'in peygamberlik görevleri dışında kalan işleri yürütmek üzere Hz. Ebubekir'i halife seçtiler. Hz. Ebubekir de kendinden sonra halife olarak Hz. Ömer'i önerdi. Hz. Ömer ise bir seçiciler kurulu oluşturarak kendinden sonraki halifenin seçimini bu kurula bıraktı. Hz. Osman bu yöntemle seçildi.

Hz. Osman döneminde (644654) baş gösteren siyasal çekişmeler halifelik kurumunu da etkiledi. Onun ölümünden sonra yeni halife seçimi başlı başına sorun oldu. Müslümanlar'ın bir bölümü Hz. Ali'yi halife tanırken, bir bölümü buna karşı çıktı. İslam toplumunda bir iç savaşa yol açan bu çekişmeler Hz. Ali'nin öldürülmesinden sonra daha büyük boyutlara ulaştı. Şam Valisi Muaviye halifeliğini ilan etti. Hz. Ali yandaşları bunu tanımadılar.

Her iki gruba da karşı çıkan Hariciler ise yeni bir halife seçilmesini istediler. Bütün bu gruplar halifelik konusunda kendilerini haklı kılan görüşler ortaya koydular. Muaviye'ye göre halifelik Hz. Muhammed'in ve kendisinin de bağlı olduğu Kureyş kabilesine aitti (Sünni görüş). Hz. Ali yandaşlarına göre halife seçimini insanlar yapamazdı. Bu konuda ancak peygamber karar verebilirdi. O da Hz. Ali'yi seçmiş ve onun soyundan 11 halife geleceğini bildirmişti.

Yani halifelik ehlibeyte (Hz. Muhammed'in ailesi) tanınmış bir hakti (Şii görüş). Hariciler ise her iki görüşe de karşı çıkarak aklı başında her Müslüman'ın halife olabileceğini ve halifenin seçimle işbaşına getirilmesini savundular. Ama halifeliği eline geçiren Muaviye durumunu gittikçe sağlamlaştırmış, sonra da halifeliği babadan oğula geçen bir kurum haline getirmiştir.

Şiiler de Hz. Ali soyundan gelen kişileri halife olarak tanımış ve bunlara imam demişlerdir. Hariciler ise her iki topluluğa karşı da çok sert davrandıklarından aynı sertlikte karşılık görmüş, kıyıma uğramışlardır. Bundan sonra hukukçular bir kişinin zorla da olsa halife olması ve halkın da bunu kabul etmesi durumunda halifeliğin meşru sayılması görüşünü ortaya atmışlardır. Nitekim Abbasiler de halifeliği bu yolla Emeviler'den almışlardır. şii kökenli Fatımiler 920'de Tunus'u ele geçirdiklerinde ayrı bir halifelik merkezi yaratmışlar, buna karşılık Endülüs Emevi Hükümdarı III. Abdurrahman da 929'da kendini halife ilan etmiştir.

Bu dönemde İslam dünyasında üç halife ile bir de Şii imam aynı zamanda var olmuştur. Bu karışıklık Endülüs Emevileri ile Fatımiler'in tarih sahnesinden silinmeleriyle azalır gibi olmuş, 1258'de Bağdat'ı ele geçiren Moğollar'ın Abbasi Halifeliği'ne son vermeleriyle de yeni bir biçim almıştır. Mısır'a sığınan Abbasi halifelerinden Zahir'in (122526) oğlu Ahmed, Memluklar tarafından halife olarak ilan edilmiştir.

Bundan sonra halifelik Sünni Müslümanlar arasındaki birliği simgeleyen göstermelik bir kurum olmuş, dünyasal görevleri yerine getirme gücü sultanların eline geçmiştir. Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim 1517'de Mısır'ı alıp Memluk egemenliğine son verince Halife III. Mütevekkü'den halifeliği devralmış, Kahire'de korunan kutsal emanetleri de İstanbul'a getirmiştir. Bununla birlikte Osmanlı padişahları uzun süre halife sanını kullanmamışlar, ancak devlet parçalanmaya başlayınca Müslümanlar'ın birliğini simgeleyen bu kurumdan yararlanmaya çalışmışlardır. Pek de başarılı olmayan bu çabalardan sonra Türkiye'nin doğuş süreci içerisinde. Türkiye Büyük millet Meclisi önce 1922"de saltanat ile halifeliği birbirinden ayırarak saltanata son vermiş, 3 Mart 1924'te yürürlüğe giren bir yasayla da halifeliği kaldırmıştır.

Halifeliğin kaldırılma sebepleri

1. Halife Abdülmecit’in TBMM’nin belirlediği ku-rallara uymaması.

2. Halifeliğin laiklikle bağdaşmaması.

3. Halifeliğin cumhuriyet rejimi ile çelişki içinde olması

4. Halifelik makamının cumhuriyet karşıtları için sı-ğınak haline gelmesi.

5. Halifelik makamının yapılacak inkılaplar için engel görülmesi.

6. İslam ülkelerinde sömürgeleri olan Avrupalı dev­letlerin halifeliği temsil eden Türkiye’yi kendileri i-çin potansiyel tehlike olarak görmesinin Tür­kiye’nin dışişlerini olumsuz etkilemesi.

Sözlükte "halifelik" ne demek?

1. Halifenin görevi, hilafet.
2. Halife niteliği ve orunu.
3. Halifenin egemenliği altındaki ülkeler.

Cümle içinde kullanımı

Müslüman Araplar arasında bir Arap halifeliği hükümeti peşinde olanlar vardı.
- F. R. Atay

Halifelik kelimesinin ingilizcesi

n. caliphate, califate

--Reklam--